Sevilen yazar Ali Osman Özdemir’den yaşama ve umuda dair hikayeler: Saatsizler

ensonhaber.com

Saatsizler’ in her bir öyküsü ayrı bir dünyaya açılıyor. Ali Osman Özdemir, her biri ayrı bir giz taşıyan öyküleriyle okuyucunun hayal gücüne hitap eden şaşırtıcı olaylar ve karakterler ortaya koyuyor.

Yazarın gereksiz ayrıntılardan arındırarak yazdığı öyküler, zamanın ve mekânın sınırlarını aşarak insanın ruhunu, doğayı ve hayatı anlatıyor. Kimi fabl, kimi fantastik, kimi gerçekçi bir üslupla kaleme alınmış olan öykülerin sonları genelde şaşırtıcı ve etkileyici oluyor. Yazar, okuyucuya hem tatmin edici hem de merak uyandıran sonlar sunuyor.

Yazar duyguları ve düşünceleri etkileyici bir şekilde ve akıcı bir dille ifade ediyor. Bizleri bazen fantastik, bazen hayatın tam içinden geçen; ruhumuza, tabiata, gökyüzüne, zamana, doğuma, ölüme ve hayata doğru yaptığımız bir yolculuğa çıkarıyor.

Duygulu bir yolculuk

Bazen fantastik, bazen hayatın tam içinden geçen; ruhumuza, tabiata, zamana, doğuma ve ölüme doğru yaptığımız duygulu bir yolculuk…

Bu kitapla yazar, özgün bir üslup ve bakış açısı ortaya koyuyor. Okuyucunun hayal gücünü zenginleştirecek ve ruhunu besleyecek bir kitap olan Saatsizler, her yaştan ve zevkten okuyucunun ilgisini çekecek. Saatsizler, zihin dünyanızda çarpıcı ve etkileyici izler bırakarak kütüphanenizde yer bulacak.

Yazar Ali Osman Özdemir

Sayfa: 94

Tadımlık…

Yazar Ali Osman Özdemir’in Saatsizler adlı öykü kitabından meraklı okurlar için tadımlık sunuyoruz…

Kafesin içine hapsolmak…

“Bu ülkede bir grup insan daha yaşardı. Onlara “Saatsizler” denirdi. Asi bir topluluktu. Kendilerine dayatılan saatleri, bu saatler üzerinden planlanan günlük rutinleri, saçma buldukları otoriteyi kabul etmezlerdi. Şehirlerden uzakta, doğada yaşamlarını kaçak bir şekilde ama kendi iradeleriyle sürdürürlerdi. Güneşi izler, toprağa dokunur, tabiatla dostluk ederlerdi. Artık en yakın arkadaşları kol saati değil güneşti, aydı. Diğer insanları da saatlerini çıkarmaya ikna etmeye çalışırlardı. “İnsanın asıl milleti saatsizlerdir,” derlerdi. Onlara göre kol saatleri, zamanın akışını bir kafesin içine hapsediyor ve zamanın kanatlarını kırıyordu.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir